Basın Duyuruları

Doğanın Vekillerinden Milletvekillerine Çağrı: Tabiat Kanunu’nu Geri Çekin!

13 Mart 2013

113 sivil toplum kuruluşunun bir araya gelerek oluşturduğu Tabiat Kanunu İzleme Girişimi, 5 Haziran 2012’de Çevre Komisyonu’nda kabul edilen ve halen TBMM Genel Kurul gündeminde 10. sırada yer alan Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanun Tasarısı’na ilişkin endişelerini ve somut önerilerini 13 Mart 2013 tarihinde gerçekleştirdiği basına açık müzakere toplantısında paylaştı.  Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, İstanbul Milletvekili Melda Onur, Çanakkale milletvekili Serdar Soydan, Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz müzakere masasında yerini aldı. Yoğun çabalara rağmen, toplantıya davet edilen Orman ve Su İşleri Bakanı, Çevre ve Şehircilik Bakanı, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri, Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili ve Çevre Komisyonu Başkanı toplantıya katılmadı ve sandalyeleri boş kaldı.

Girişim temsilcileri toplantıda yaptıkları sunumda Tabiat Kanunu’nun koruma misyonundan, katılımcılıktan uzak olduğunun, taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelere aykırı olduğunun ve özellikle “üstün kamu yararı” adı altında ülkemizin doğal alanlarımızın katledileceğinin altını çizdiler. Avrupa Birliği üyesi ülkelerin koruma altındaki alanlarının yüzölçümünün ortalamasının %17,76 olduğu ancak ülkemizde bu oranın yalnızca %4 olduğu vurgulandı.  Kanun’la birlikte zaten %4 gibi son derece yetersiz olan mevcut korunan alanlarımızın (Milli Parklar, Tabiatı Koruma Alanları, Doğal Sit Alanları gibi) statülerinin yeniden değerlendirileceğini ve bu statüler sayesinde üzerindeki maden, turizm, hidroelektrik santral, termik santral, nükleer santral gibi baskılara direnebilen elmas değerindeki bir avuç alanın sadece ilgili bakanlığın oluruyla bir gecede yok edilebileceğini belirttiler. Kanun mevcut haliyle kabul edilirse; Küre Dağları, Dilek Yarımadası, Çıralı, İğneada, Tuz Gölü, Fırtına Vadisi, Gediz Deltası gibi birçok alan kıyameti yaşayacak.  Girişim,  Kanun’un Çevre Komisyonu’na geri çekilmesini, kurulacak bir alt komisyon aracılığıyla konunun tüm taraflarının katkı vereceği bir süreçte yeniden hazırlanmasını talep etti.  Girişim, böylesi bir süreç başlatıldığında sivil toplum kuruluşları ve uzmanların nitelikli katılımıyla gerçek bir doğa koruma yasası hazırlayabileceğini ve önümüzdeki 5 Haziran 2013’te kutlanacak Dünya Çevre Günü’ne kadar yetiştireceğini kamuoyu önünde taahhüt ettiğini de belirtti.

Girişim’in sunumunun ardından söz alan MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır: Bugün dünyada artık büyümenin ve kalkınmanın tanımı değişti. Doğanızı korumadan büyük ve güçlü devlet olamazsınız. Şu anda Mersin başta olmak üzere ülkemizin dört bir yanında madencilik uğruna doğamız yok ediliyor. Hukukla doğayı koruyamayız, bu bir bilinç ve kültür meselsidir ve sivil toplumun halkı bu yönde uyandırması çok önemlidir. Bu anlamda çalışmalarınıza kamuoyu desteğiyle birlikte devam etmelisiniz. MHP olarak Kanun’un mevcut haliyle yasalaşmaması için TBMM’de elimizden gelen bütün çabayı ortaya koyacağız.” dedi. CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi ise “Herşeyden önce bu Kanun, Anayasa’nın birçok maddesine ve taraf olunan uluslararası sözleşmelere aykırıdır. Tabiat Kanunu’nun hiçbir iyi düzenleme getirmediğinin ve neleri götürdüğünün farkındayız. Ülkemizin doğal alanlarının, Milli Parkları’nın pervasızca yatırımlara açılacak olmasını kabul etmiyoruz. CHP olarak Kanun’un Çevre Komisyonu’na geri çekilmesi için her türlü adımı atacağız. Geçtiği takdirde Anayasa Mahkemesi’ne taşıyacağız.” dedi.

Tabiat Kanunu İzleme Girişimi’nin sunumuna buradan ulşabilirsiniz.

TKiG_13 Mart 2013_Ankara Sunum

Tabiat Kanunu konusunda Girişim temsilcilerinin dile getirdiği somut talepler:
o    Muğlak tanımların revize edilmesini, ekler konulmasını istiyoruz. Sürdürülebilir kullanım, üstün kamu yararı, en yakın yaşam alanı vb. tanımları bilimsel altlıktan yoksun.
o    Korunan alanların belirlenmesi ve ilanında tek yetkili kurum istemiyoruz, bu durum doğa koruma tarihinde ilk kez başımıza geliyor.
o    Mevcut korunan alanlarımızın bile koruma güvencesinden mahrum kalmasını istemiyoruz
o    “Üstün kamu yararı“ gibi objektif tanımı olmayan kavramlara dayanarak tabiatı koruma alanları ve mutlak koruma bölgelerinin kullanıma açılmasını istemiyoruz
o    Toplumun tüm kesimleri ile ortak hareket edilmesini istiyoruz. “bilgilendirilmek” değil “karar mekanizmasında söz sahibi olmak” istiyoruz.
o    Korumada bürokrasinin ‘tekel’ olmasını istemiyoruz. “Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Danışma Kurulu”nun oluşturulmasını şeffaf ve katılımcı bulmuyoruz. Bu Kurulda, merkezde ve özellikle yerel düzeyde karar sandalyelerinde oturmak istiyoruz.
o    Yereldeki yapılanmanın güçlü olmasını istiyoruz. 2011 yılında yine aynı Hükümet tarafından Tasarı’dan çıkarılan II. Bölüm yani Kurullar hükümlerinin yeniden dikkate alınmasını istiyoruz
o    Tabiatı koruma alanlarında ve diğer koruma alanlarının mutlak koruma zonlarında hiç bir şekilde izin, intifa ve irtifak hakkı verilmesini istemiyoruz
o    Tahrip edilmiş olan ekosistemin iyileştirilmesindeki önlemler keyfi, bu nedenle, tahribatın meşrulaştırılmasını istemiyoruz
o    Tasarıda sözü geçen tüm koruma alanlarının hangi usul ve esaslara göre yönetileceğinin açıkça belirlenmesini istiyoruz. Özel Kanun olan Milli Parklar Kanunu’nun iptal edilmemesini istiyoruz.
o    Uygulamada son derece belirleyici olacak kritik konuların gelişi güzel yönetmeliklere ya da bir tek Bakanlığın keyfiyetine bırakılmasını istemiyoruz
o    Temel Kanun olarak “toptancı” bir zihniyetle de görüşülecek olmasını kesinlikle  istemiyoruz. Bu, Türkiye’nin en kapsamlı doğa koruma kanununa yakışmaz.

Detaylı Bilgi İçin:
Tabiat Kanunu İzleme Girişimi Sözcüsü Hüsrev Özkara 0533 394 47 11
e-posta: tabiatkanunu@gmail.com
Web sitesi: https://tabiatkanunu.wordpress.com
İmza Kampanyasına Katılmak İçin: change.org/tabiatkanunu
Twitter: @tabiatkanunu
Facebook: Facebook/TabiatKanunuİzlemeGirisimi

——————————————————————————————————————–

Meclis Gündemindeki “Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu Tasarısı”na onbinlerce veto!

15 Şubat 2012

2010 yılından bu yana TBMM’de bulunan ve önümüzdeki günlerde Meclis Genel Kurul’unda görüşülecek olan Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu Tasarısı’na karşı tepkiler çığ gibi büyüyor. Çevre ve doğa koruma konusunda çalışan 84 yerel ve ulusal sivil toplum kuruluşundan oluşan Tabiat Kanunu İzleme Girişimi, Change.org üzerinden başlattıkları imza kampanyasıyla Meclis gündeminde yer alan kanunun acilen geri çekilmesini istedi. Dağcı, fotoğrafçı ve gezgin Nasuh Mahruki; girişimin çabalarına destek vermek ve bu Kanun’un geri çekilmesini sağlamak için imza kampanyasına öncülük ediyor. Kampanya başlayalı henüz 3 gün olmasına rağmen destekçi sayısı 15.000’e ulaştı. Türkiye’nin dört bir yanından imza kampanyasına katılanlar “Doğa İçin Ses Ver” sloganıyla Kanun’a olan tepkilerini dile getiriyor. Kampanyaya çok sayıda ünlü isim de destek veriyor.

Kanun gerek hazırlanış sürecinin katılımcılıktan uzak olması nedeniyle gerekse getirdiği düzenlemeler itibariyle eleştiriliyor. Kanun mevcut haliyle TBMM’den geçtiği takdirde ülkemizdeki orman alanları, sulak alanlar, kıyılar ve bütün diğer doğal alanlar geri dönüşü olmayacak tahribatlara karşı savunmasız kalacak. Bugüne kadar ilan edilmiş tüm korunan alanların statüsü yeniden değerlendirilecek,  Doğal Sit statüsü tamamen mevzuattan kaldırılacak, ülkemizdeki en güçlü doğa koruma yasalarından Milli Parklar Kanunu yürürlükten kalkacak. Kanun’la birlikte “üstün kamu yararı” gerekçe gösterilerek korunan alanlarda her türlü yatırıma izin verilebilecek. Herhangi bir milli park alanında bir otoyol, maden, toplu konut, sanayi, turizm, enerji yatırımı mümkün olabilecek. Türkiye yüzölçümünün sadece % 4-5 ini kaplayan ve diğer ülkelerle karşılaştırılamayacak kadar az olan korunan alanlarımızın daha da artması beklenirken bu Kanun’la birlikte söz konusu alanların korumasız kalması büyük endişe yaratıyor. Ayrıca Kanun, bugüne kadar ilan edilmiş 1000’in üzerinde doğal sit statüsünü de tümüyle iptal edecek.

Tabiat Kanunu İzleme Girişimi sözcüsü ve Milli Parklar eski Genel Müdürlerinden Hüsrev Özkara konuyla ilgili “Hem eski bir bürokrat hem de bir hukukçu olarak Kanun’un ilkeleri ve bu ilkelerin yasa metnine yansıtılması açısından ciddi sakıncaları olduğunu anlatmaya çalışıyoruz. Kanun, konunun taraflarıyla birlikte katılımcı bir süreçle hazırlanmadı. Bu haliyle şeffaflık ve karar alma süreçlerine katılım yönünden ülkemizi 30 yıl önce hazırlanan yasaların daha da gerisine götürüyor. Geçmişten bugüne büyük zahmetlerle korumayı başardığımız alanlarımız eşi görülmemiş bir kullanım baskısıyla karşı karşıya kalacak. Bu ülkemizin doğası ve gelecek nesillerimizin emaneti için bugüne kadar karşılaşılmış en acı tablodur. ” dedi.

İmza kampanyasına öncülük eden Nasuh Mahruki çağrısını şu cümlelerle dile getirdi: “Tabiatı ve Biyoçeşitliliği Koruma Kanunu, ne yazık ki yine ülkemizin bir klasiği olarak, rantı merkeze alan, tümüyle korumadan uzak bir anlayışla tekrar düzenlenmiş bir şekilde, önümüzdeki günlerde TBMM’nin gündemine alınıyor. Bunu kabul etmiyorum ve asla razı gelmiyorum. Bütün bunlara seyirci kalırsak ve susarsak, biliyorum ki, sevdiğim her şeyi borçlu olduğum topraklardan yine parçalar kopartılacak. Herkesi destek vermeye çağırıyorum”

Tabiat Kanunu İzleme Girişimi
Bilgi için: Girişim Sözcüsü Hüsrev Özkara: 0 533 394 47 11
İmza kampanyasına katılmak için: change.org/tabiatkanunu
Twitter: @tabiatkanunu
Facebook Sayfası: Doğa İçin Ses Ver

—————————————————————————————————

TABİATI VE BİYOÇEŞİTLİLİĞİ KORUMA KANUNU HAKKINDA BASIN AÇIKLAMASI

 Tabiat Kanunu İzleme Girişimi

 4 Haziran 2012

TÜRKİYE DOĞASININ SIRTINDAKİ BIÇAK

İLK MİLLİ PARKIMIZIN İLANIYLA (1958) BAŞLAYAN KORUMA POLİTİKASI ÇEVRE KOMİSYONU ELİYLE RAFA KALDIRILIYOR!

Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu Tasarısı’nın ilk 14 maddesi TBMM Çevre Komisyonu’nun 31 Mayıs 2012 tarihli toplantısında bir günde görüşülerek onaylandı. Tasarı, ilgili Bakanlarınasıl şimdi doğayı koruyacağızyönündeki açıklamaları ve ülkemizin AB uyum sürecinin çağdaş beklentilerinin aksine, 1958’den bu yana edinilmiş tüm kazanımları yok ediyor. Yasa Tasarısının 6. Maddesi tüm korunan alanların sınırlarının değiştirebilmesine, daha kötüsü tümüyle kaldırılmasına olanak veriyor. Ayrıca hemen seçim öncesi  (24. Yasama Dönemi) TBMM Çevre Komisyonu tarafından kabul edilen tasarıda bilimsel çevrelerin, ilgili kamu kurumlarının, sivil toplum kuruluşlarının ve koruma alanlarında ve çevresinde yaşayanların karar süreclerine dahil olması için öngörülen ulusal ve yerel kurulların tümünü tasarıdan çıkarıyor ve katılımcılık yönünden ülkemizi 30 yıl önce hazırlanan yasaların daha da gerisine götürüyor.

 

Bu Tasarı’yla doğal zenginlik açısından öne çıkmış ve tüm dünya ile paralel koruma altına alınmış milli parklarımız, doğal sitlerimiz, yaban hayatı koruma sahalarımız, uluslararası öneme sahip sulak alanlarımız yıllar önce ilan edilmiş olsalar bile yatırımcıların arazi edinme ve işletme taleplerine karşılık elden çıkarılabilecek. Öte yandan, bilim insanları, uzmanlar, sivil toplum kuruluşları veya yöre halkı bundan böyle herhangi bir alanın koruma altına alınması sürecinde söz sahibi olamayacaklar.

5 Haziran 2012 tarihli TBMM Çevre Komisyonu toplantısında geriye kalan hükümlerinin karara bağlanması ve Tasarı’nın yasama dönemi kapanmadan Genel Kurul’da oylanarak yasalaşması bekleniyor. Tasarı’da geçen ve net bir tanımı yapılmadığı için suistimale açık olan “üstün kamu yararı” ifadesi nedeniyle korunan alanlar madencilik, enerji, sanayi, tarım, turizm gibi yatırımlara adeta adres gösteriliyor. Bu yüzden nükleer, HES, baraj, altın madeni, konut yatırımcılarının gözü Çevre Komisyonu’nda. Geçmişte komisyonun tartışma sürecine katılıp öneri ve itirazlarını bildirme fırsatı yakalayan sivil toplum kuruluşları bu kez gelişmeleri TBMM internet sitesinden izlemek zorunda bırakıldı.

74 sivil toplum kuruluşunun oluşturduğu Tabiat Kanunu İzleme Girişimi olarak; sürecin demokratik, çağdaş ve katılımcı yaklaşımdan uzak; kapalı kapılar ardında yürütülmesini ve Tasarı’yla ülkemizin geleceği için bu derece kritik kararların uluslararası imza attığımız sözleşmelerin ve elde ettiğimiz ulusal birikim ve kapasitenin hiçe sayılmasını kınıyoruz. Ayrıca tüm ülkelerin en üst düzeyde katılımıyla 20-22 Haziran 2012 tarihlerinde Brezilya’da yapılacak Rio+20 Toplantısında dünyamızın korunması için ülke olarak neler yaptığımıza dair söylenecek tüm sözlerin gerçeği yansıtmayacağını, doğal değerleriyle öne çıkan ülkemizin büyük bir yıkım altında olduğunu kamuoyuna açıklıyor, Komisyon toplantısının 5 Haziran Dünya Çevre Günü’ne rastlamasının kamuoyunu yanıltmayı hedeflediğine inanıyor ve bu yöndeki karşı duruşa katılıma çağırıyoruz.

Tabiat Kanunu İzleme Girişimi

Ayrıntılı bilgi için:

Hüsrev Özkara

Tel :(533) 394 47 11

E-posta: tabiatkanunu@gmail.com

https://tabiatkanunu.wordpress.com

Ek Bilgiler:

 

  • 26 Ekim 2010 tarihinde TBMM Çevre Komisyonu’na sevk edilen Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu Tasarısı, 16 Mart 2011 tarihinde yapılan Komisyon toplantısında kabul edilmişti.
  • Komisyon çalışmalarına 74 sivil toplum kuruluşunu temsilen katılan Tabiat Kanunu İzleme Girişimi’nin ve katılımcı diğer sivil toplum örgütlerinin çabalarıyla doğa koruma lehine bazı iyileştirmeler yapılmış olmakla beraber, kabul edilmiş olan Tasarı’nın amacı ve ruhunun korumadan çok kullanıma yönelik olması, önerilen ulusal ve mahalli koruma kurullarındaki kamu temsilinin ağırlığı, üstün kamu yararı kavramının korunan alanlardaki yatırım girişimlerinin önünü açacak şekilde maddelendirilmesi ve doğal sit statüsünün kaldırılarak bu alanların statüsünün belirsiz bırakılması gibi düzenlemeler Tasarı’nın başlıca kaygı verici yönleri olarak kalmıştı.
  • Tabiat Kanunu İzleme Girişimi 18 Mart 2011 tarihinde bu kaygıları “Türkiye’nin Doğası Bıçak Sırtında” başlıklı basın duyuru yoluyla kamuoyu ile paylaşmış, TBMM Genel Kurulu’na gönderilmesi beklenen Tasarı, hukuki çerçevede kadük ilan edilmişti.
  • 31 Mayıs 2012 tarihinde TBMM Çevre Komisyon’unda görüşülmeye başlanan mevcut tasarıda endişe verici pekçok madde yer almaktadır. Örneğin:
  • Tasarı’nın 6.maddesinin 1.bendinde gerçek veya tüzel kişilerin önerileri ile daha önce belirlenmiş ve ilan edilmiş korunan alanların sınırlarının değiştirilebileceği, kısmen veya tamamen farklı statü kapsamına alınabileceği veya koruma kararlarının kaldırılabileceği belirtilmiştir. Ülkemizdeki korunan alanların sayısı ve yüzey alanları zaten birçok Avrupa ülkesinin ve taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelerle kabul edilen hedeflerin çok gerisindedir. Ülke yüzölçümünün yaklaşık %4-5’i civarında olan korunan alanlarımızın sayısının daha da artırılması gerekirken bu madde ile var olanların da “korumasız” kalmasına imkân verilmiş olacaktır. Taraf olduğumuz uluslar arası sözleşmeler (BM Uluslararası Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi, Ramsar Sözleşmesi gibi) ve AB yaklaşımı dikkate alındığında Türkiye’nin zaten yeni korunan alanlar ilan etmesi (en az %15) ve bunları daha etkili bir şekilde koruması gerekirken, “yeniden değerlendirme” adı altında mevcut korunan alanlarımız dahi koruma güvencesinden mahrum kalabilecektir.
  • Tasarı’nın 8. Maddesinde yer alan üstün kamu yararı ifadesi son derece muğlâk ve suistimale açıktır. Üstün kamu yararı adı altında doğal alanlara zarar verebilecek birçok yatırımın önü bu madde ile açılmaktadır. Üstün kamu yararı, bilimsel ve hukuki değerlendirme ile yargılama sonucunda ulaşılacak bir netice olduğundan; yasa metniyle “üstün kamu yararı nitelemesi yapılması” evrensel idare hukuki ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Halk sağlığı ve milli güvenlik gibi kritik konular “üstün kamu yararı” gerekçesi olarak kabul edilebilir. Ancak, 8. Maddenin 4. bendinde çevreye yarar diye son derece muğlak ve suistimale açık bir ifade kullanılmıştır. “Çevreye yarar” ifadesine dayanarak madencilik, enerji, sanayi, tarım, turizm gibi doğa üzerinde etkiye sahip birçok yatırımın kolaylıkla gerçekleştirilebilmesi mümkün olacaktır.
  • Tasarı’nın 9. Maddesinde yer alan Bilgilendirme ve Katılıma dair kısımda, herhangi bir alanda gerçekleştirilecek koruma ve planlama çalışmaları hakkında yöre halkı yalnızca “bilgilendirilecek”tir. Söz konusu maddenin üst başlığı her ne kadar “bilgilendirme ve katılım” olsa da gerçekte yapılacak olan yukarıdan aşağıya bir bilgi verme sürecinden ibarettir. Gerçek anlamda katılım için yapılması gereken, bilgilendirme, paydaşların görüşlerinin dinlenmesi, işbirliği ve aktif katılımla karar alma ve uygulama sürecinin “birlikte” şekillendirilmesidir.
  • Tasarı’nın 10. Maddesinin 2. bendinde “ Korunan alanda işletme yetkisi, kısmen, talepte bulunmaları halinde il özel idarelerine, belediyelere, bu Kanunun amacına uygun faaliyetler yürüten vakıf ve derneklere ilgili bakanın onayı ile devredilebilir veya geri alınabilir” denmektedir. Valiliklere bağlı İl Özel İdaresi’ne yapılan yetki devirlerinin onarılması imkânsız tahribata yol açtığı en son Bolu-Abant Tabiat Parkı örneğinde yaşanmıştır. Korunan alan yönetimi gibi son derece hassas ve dikkatle ele alınması gereken bir sorumluluğun, konunun uzmanı olmayan ve yeterli teknik bilgi birikimden yoksun kurumlarca yerine getirilmesi ciddi ve geri dönüşü olmayan kayıplara neden olabilir.
  • 2011 yılında TBMM Çevre Komisyonu’nda kabul edilen üçüncü tasarıda yer alan Ulusal Tabiatı Koruma Kurulu, Mahalli Tabiatı Koruma Kurulları ve Tabiatı Koruma Bilim Heyeti tasarıdan çıkarılmıştır. Kamu ağırlıklı yapısı, görev tanımındaki bazı belirsizlikler ve karar alma süreçlerine ilişkin bazı değişiklikler gerektirmesine rağmen, ülkemizin biyolojik çeşitliliğinin daha etkin korunması ve kamu-sivil toplum-akademi dünyasının birlikte karar alabilmesi anlamında faydalı olabilecek bu Kurulların mevcut tasarıdan çıkarılması üzerinde dikkatle düşünülmesi gereken bir konudur. Zira, geçtiğimiz yıl Çevre Komisyonu’nca kabul edilen tasarıda sivil toplum kuruluşlarının ve akademisyenlerin temsilci sayısının artırılması için büyük mücadele verilmiş ve ilk halinde iki olan STK temsilcisi sayısı dörde çıkarılmıştır. Yetersiz olsa dahi STK’ların kamu kurumlarıyla birlikte bir komisyon/kurul çatısı altında ülkemizin doğa koruma politikalarını ve uygulamalarını tartışabilecek olması önemli bir adımken, mevcut tasarıda bu kurulların tamamen çıkarılmış olması STK’ların bu sürece katılım, izleme ve etkileme olanağını tamamen ortadan kaldırmıştır. Yalnızca Bakanlığın isteği, bilgisi ve kararı ile ülkemizin biyolojik çeşitliliğine dair kararların alınması demokratik bir işleyişe uygun olmadığı gibi taraf olduğumuz sözleşmelerin “katılımcılık” ilkesini de göz ardı etmek anlamına gelmektedir. Paydaşların sürece katılımı, bilgi edinebilmesi, alınan kararları şeffaf bir biçimde sorgulayabilmesi ve etkileyebilmesine olanak sağlayacak bir karar alma mekanizması tarif edilmelidir. Tasarı’nın 10. Maddesinde Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Danışma Kuruluadı altında bir kurula atıfta bulunulmuş ancak amacı, görevi, kapsamı, ne şekilde işleyeceği belirtilmemiştir.
  • Tasarı’nın 20. Maddesinde “Tabii durumuna uygun hale getirilemeyen alanlar buna en yakın yaşama alanına dönüştürülür” ifadesi açık bir biçimde bir alandaki tahribatın meşrulaştırılmasına ve tahribatın giderilmesi için yapılabilecek rehabilitasyon çalışmalarının zaafa uğratılmasına zemin hazırlamaktadır. “En yakın yaşam alanı” ifadesi bilimsel dayanaktan yoksundur ve tam anlamıyla ne kast edildiği açık değildir.
  • Tasarı’nın 28. Maddesinde “bu Kanun kapsamında giren alanlarda 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanununa göre kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgesi ve turizm merkezi olarak ilan edilecek yerler için Bakanlığı uygun görüşü alınır” denilmektedir. Bu madde ile ülke yüzölçümümüzün ancak %4-5’ini kaplayan korunan alanların “turizm teşvik” adı altında yapılaşmaya ve diğer insan kullanımlarına açılması mümkün kılınmıştır.
  • Tasarı’nın 31. Maddesi’nin 6. Bendinde “9/8/1983 tarihli ve 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır” ifadesi yer almaktadır. 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu, ülkemizde doğa koruma konusundaki en önemli yasal düzenlemelerden bir tanesidir. Tasarı’da korunan alan statülerinden biri olarak “milli park” statüsü yer almasına rağmen, bu alanların hangi usul ve esaslara göre yönetileceği, korunacağı belirsizdir. Milli Parklar Kanunu’nun bu Tasarı ile birlikte yürürlükten kaldırılması halihazırda zaten ciddi baskılarla karşı karşıya kalan Milli Park alanlarımızı olumsuz biçimde etkileyecektir. Özellikle son dönemde sayıları hızla artan HES’lere karşı açılan davalarda Milli Parklar Kanunu önemli bir dayanaktır ve bu düzenlemeyle beraber bu dayanak ortadan kaldırılmaktadır. Bakanlığın bu Tasarı yasalaştıktan sonra çıkarmayı planladığı yönetmeliklerin kamuoyu ve ilgili STK’larca önceden bilinmesi ve müdahale edilmesi mümkün olmayacağı için Milli Park alanlarımızı nasıl bir sürecin beklediği endişe uyandırmaktadır.


———————————————————————————-

DOĞA KORUMAYA YENİLENEBİLİR ENERJİ YASASIYLA BİR DARBE DAHA

Tabiat Kanunu İzleme Girişimi

12 Ocak 2011, Ankara

Kamuoyunda büyük tartışmalara yol açmış olan “Taslak Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu” ile ilgili TBMM Çevre Komisyonu gündeminde çalışmalar sürerken, 29 Aralık 2010 tarihinde onaylanan 6094 Sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarına yönelik kanun ile doğaya bir darbe daha gizlice indirildi.

Tabiat Kanunu İzleme Girişimi; Taslak Tabiatı ve Biyoçeşitliliği Koruma Kanunu ile ilgili ortak görüşlerini 74 kurum aracılığıyla çeşitli toplantılar düzenleyerek geliştirmiş ve bu görüşlerini ulusal ve uluslararası taraflarla paylaşmıştı. TBMM Çevre Komisyonu bu görüşler doğrultusunda, doğanın gerçek anlamda korunmasını hedefleyen, tüm dünyada kabul gören doğa koruma yaklaşımı ve bu yaklaşımın ilkeleriyle uyumlu bir yasanın nasıl olması gerektiği konusunda bilgi almak ve ayrıntılı bir çalışmayı başlatmanın sinyallerini sivil toplum kuruluşlarına vermişti.

Ancak, geçtiğimiz yılın son iş günü onaylanan “Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerji Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”’un 5. maddesi ile bütün korunan alanlar bir çırpıda sahipsiz bırakılmış ve hükümet nezdinde doğanın korunmasına yönelik çalışmaların ne derece önemsiz olduğunun altı çizilmiştir.

Hâlihazırda Çevre Mevzuatına aykırı olan bu tutum, taslak Tabiatı Kanunu’yla iyileşmesini arzu ettiğimiz ülkemizin kara, kıyı, sucul ve deniz alanlarındaki ulusal ve uluslararası öneme sahip doğal değerlerin, biyolojik çeşitliliğin ve peyzaj ve jeolojik mirasın muhafazası ile iyileştirilmesini hedefleyen bir zeminden ne derece uzak olunduğunu göstermektedir. Yanısıra, tıpkı Tabiat Kanunu Tasarısı sürecinde olduğu gibi, yine katılımcılıktan ve şeffaflıktan uzak bir yaklaşım sergilenmiştir.

Tabiat Kanunu hazırlık sürecini izlemek yanında; bu yasanın “doğanın korunması amaçlı” temel hedefine uygun olmayan tüm yasa girişimlerinin takipçisi olacağımızı kamuoyuna duyururuz.

Ayrıntılı bilgi için:

Hüsrev Özkara, Girişim Sözcüsü

Tel: 0 533 394 47 11

https://tabiatkanunu.wordpress.com/

tabiatkanunu@gmail.com

BASIN AÇIKLAMASI

10 Kasım 2010

AVRUPA BİRLİĞİ: DOĞA KORUMADA İLERLEME “SIFIR”, TABİAT KANUNU TASARISI “ENDİŞE VERİCİ”

Ekim ayında Meclis’e sunulan ve Anadolu’nun dört bir yanındaki doğa korumacılar tarafından büyük tepkiyle karşılanan ”Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanun Tasarısı” 9 Kasım 2010’da yayınlanan Avrupa Birliği Türkiye 2010 İlerleme Raporu’nda da yer alarak “endişe verici bir gelişme” olarak değerlendirildi.

Avrupa Birliği Türkiye 2010 İlerleme Raporu’nun “Çevre” kısmında Kanun Tasarısı ile ilgili olarak “Doğa koruma konusunda herhangi bir ilerleme kaydedilmedi. Doğa koruma ve biyolojik çeşitlilikle ilgili Meclis’e sunulan taslak yasa, özellikle Türkiye’nin Natura 2000 ağına katılabilecek birçok alanın mevcut koruma statüsünü ortadan kaldırması bakımından endişeler yaratıyor.” şeklinde bir ifadeye yer verildi. Tabiat Kanunu İzleme Girişimi , Rapor’da yer alan bu ifadenin; aslında iddia edildiği gibi Kanun Tasarısı’nın AB’ye uyum süreci kapsamında hazırlandığı ve AB standartlarını karşıladığı söylemlerini ortadan kaldırdığına dikkat çekiyor.

Raporda ayrıca, ülkemizde doğa koruma çalışmalarına ağırlık verilmesi, çok az sayıda ve ülke yüzölçümünün ancak %5’ini oluşturan korunan alanların, nicelik yanında nitelik olarak da arttırılması gereği vurgulandı. Avrupa Birliği’nin bu saptaması, ülkemizde uluslararası yaklaşımlarla uyumlu bir doğa koruma anlayışının yerleşmesi ve uygulanması için gerekli ilke ve yöntemleri kapsayan bir yasal altyapıya ihtiyaç olduğuna işaret etmektedir.

İlerleme Raporu’nda da dikkate sunulan doğrultuda Tabiat Kanunu İzleme Girişimi;

  1. Doğal yaşama sahip çıkılması için bu yasa taslağının geri çekilmesi ve yeni bir yasa hazırlığının başlatılmasını,
  2. Hazırlık sürecinde doğanın haklarının ve uluslararası taahhütlerin dikkate alınmasını,
  3. Gerek hazırlık ve gerekse uygulama sürecinde sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte hazırlanmasını,
  4. Bu sürecin hayata geçirilmesinde tüm milletvekillerinin ve yetkililerin aktif sorumluluk almasını talep ediyor.

Ayrıntılı bilgi için:

Hüsrev Özkara, Girişim Sözcüsü

Tel: 0 533 394 47 11 ve 0 554 584 79 09

https://tabiatkanunu.wordpress.com/

tabiatkanunu@gmail.com

Tabiat Kanunu İzleme Girişimi’ne Destek Veren Kurumlar

  1. Adana Gençlik Birliği Derneği
  2. Asin ve Mandalya Körfezlerini Koruma Platformu
  3. Bodrum Mavi Yol Girişimi
  4. Boğatepe Çevre ve Yaşam Derneği
  5. Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği
  6. Buldan Doğal Hayatı ve Kültürünü Koruma Derneği
  7. Çevre Ekoloji ve Yaban Yaşamı Destekleme Derneği
  8. Çevre Hukuku Derneği
  9. Çevre ve Kültürel Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı (ÇEKÜL)
  10. Çiğ Süt Üreticileri ve Süt ve Süt Ürünleri Tüketicileri Grubu
  11. Datça Çevre ve Turizm Derneği
  12. Demokratik Eğitimciler Sendikası
  13. Deveciuşağı Çevre Koruma ve Kalkınma Derneği
  14. Doğa Derneği
  15. Doğa Koruma Merkezi
  16. Doğa Koruma Vakfı
  17. Doğa ve Çevre Vakfı
  18. Doğa ve Çevre Derneği
  19. Doğa ve Çevre Dostu Amatör Oltacılar Derneği
  20. Doğa ve Yaban Hayatı Koruma Derneği
  21. Doğal Hayatı Koruma Vakfı/ WWF Türkiye
  22. Doğal ve Tarihi Değerleri Koruma Derneği
  23. Doğal Yaşam Derneği
  24. Doğayı ve Çevreyi Koruma Derneği (DOĞADER)
  25. Ege Derneği
  26. Ege Orman Vakfı
  27. Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği
  28. Ekolojik Yaşam Derneği
  29. Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği
  30. Emanetçiler Derneği
  31. Eskişehir Çevre Derneği
  32. Gökova Akyakayı Sevenler Derneği
  33. Greenpeace Akdeniz
  34. GÜMÇED Edremit Körfez Şubesi
  35. Gürsel Tonbul Çiftlik İşletmesi
  36. Halk Kültür Sanat ve Eğitim Derneği
  37. Hayvan Hakları Federasyonu
  38. Hayvanların Yaşam Haklarını Koruma Derneği
  39. İklim İçin Gençlik Girişimi
  40. Karadeniz Doğa Koruma Federasyonu
  41. Karadeniz Yazarlar Birliği Derneği
  42. Kirazlı Ekolojik Yaşam Derneği
  43. Kolaylaştırıcı Dernek
  44. Kuş Araştırmaları Derneği
  45. KuzeyDoğa Derneği
  46. Küre Dağları Ekoturizm Derneği
  47. Mezopotamya Doğa Platformu
  48. Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi
  49. Nilüfer Kent Konseyi
  50. Osmaniye Çevre Platformu
  51. Proje Evi
  52. Slow Food Fikir Sahibi Damaklar Hareketi
  53. Slow Food Ankara Birliği
  54. Slow Food Yağmur Böreği Birliği
  55. Sualtı Araştırmaları Derneği
  56. Sürdürülebilir Kırsal ve Kentsel Kalkınma Derneği
  57. Tarımsal Kalkınma Derneği
  58. Toplum Sağlığı Araştırma ve Geliştirme Merkezi Derneği
  59. Toprak Ana Platformu
  60. Türkiye Çevre Koruma ve Yeşillendirme Kurumu
  61. Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı
  62. Türkiye Ormancılık Kooperatifleri Merkez Birliği
  63. Türkiye Tabiatını Koruma Derneği (TTKD)
  64. Validebağ Gönüllüleri Derneği
  65. Warriors of the World (WOFTHEW)
  66. Yağcılar ve Demircili Köyleri Çevre Derneği (YADEM)
  67. Yaşam Alanlarını Koruma ve Yaşatma Derneği
  68. Yenişehir Çevre Hareketi
  69. Yeşil Artvin Derneği
  70. Yuva Derneği

—————————————————————————————————————————–

1 Kasım 2010

DOĞA KORUMAYA DOĞA KORUMA YASASIYLA DARBE

Türkiye’nin doğası yeni bir kanun taslağının kıskacı altında. “Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu” adı altında hazırlanan yasa taslağı, Bakanlar Kurulu’nca onaylanarak TBMM Gündemine alındı. Yasa taslağı bu haliyle onaylanırsa, ülkemizin doğası için geri dönüşü olmayacak tahribatların önü açılmış olacak.

Tabiat Kanunu İzleme Girişimi; 2003 yılında sivil toplum kuruluşlarının katkılarıyla hazırlık süreci başlatılan ancak günümüzde temel prensipleri ve içeriği tümüyle değiştirilip, STK’ları süreçten dışlayarak son haline getirilen “Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanun Taslağı”na karşı görüş oluşturmak ve mücadele etmek üzere kuruldu. Tabiat Kanunu İzleme Girişimi; söz konusu yasanın ilk biçimlenmesinde aktif rol oynamış kurumların yanı sıra, ülkemizin doğasını, temel bilimsel koruma yaklaşımını, uygulama süreçlerini ve yaptırımları olumsuz yönde etkileyeceğini öngören 53 sivil toplum kurumundan oluşuyor.

Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu Taslağı onaylanırsa;

1. Ülkemizde dünyada kabul gören prensipler doğrultusunda doğayı koruyan bir yasal yapı olmayacak: Uluslararası ve ulusal mevzuatta son 20 yıldır biyolojik çeşitliliğin korunması hedefiyle oluşturulmuş “sürdürülebilirlik”, “koruma kullanma dengesi”, “üstün kamu yararı” ve benzeri kavramlar, söz konusu yasada yetersiz ve muğlâk tanımlanmıştır. Bir yasanın temel yaklaşımını ortaya koyan bu kavramlar; gerçekte biyolojik çeşitliliğin korunması yerine, doğayı tahrip edebilecek yatırımlar da dâhil her türlü kullanımın önünü açmaya hizmet edecek yönde şekillendirilmektedir.

2. Ülkemizde 1000’in üzerindeki “Doğal Sit” statüsü kaldırılarak, tahribin önü açılacak: Doğal sitler bugün Türkiye’de hala bakir kalmış kıyılara sahip olabilmemizin nedenidir. Bunun yanı sıra HES’ler başta olmak üzere doğal sit alanlarında gerçekleştirilen ve doğaya zarar veren birçok müdahale, koruma kurulları ve mahkemelerce engellenebilmektedir. Bakanlar Kurulu’nda onaylanan “Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu Tasarısı”nın Meclis tarafından onaylanmasıyla birlikte doğal sit statüleri ortadan kaldırılacak ve hâlihazırda bağımsız bir yapıya sahip olan Koruma Kurulları’nın doğal sitlerle ilgili herhangi bir yetkisi kalmayacaktır. Bu düzenlemeyle birlikte ülkemizdeki 1234 Doğal Sit Alanı’nın kaderi ağırlıklı olarak kamu kurumu yetkililerinden oluşan yeni bir kurula terk edilecektir. Bu statünün bilimsel ve hukuki hazırlık yapılmaksızın başka bir kanun altında yeniden tanımlanarak farklı bir koruma statüsü haline dönüştürülmesi doğru değildir. Hukuk uzmanlarının ve tarafların ortak çalışması olmadan bir dönüştürme girişimi ancak var olan hukuksal kazanımları ortadan kaldırma, koruma kurulu gibi yerel bir mekanizmayı tasfiye etme ve doğayı tahrip edecek yatırımların ve kaçak yapılaşma girişimlerinin hayata geçirilmesini kolaylaştırma anlamı taşımaktadır. Bu açıdan bakıldığında, geçtiğimiz hafta İkizdere Vadisi’nin Doğal Sit Alanı ilan edilmesinin üzerinden daha birkaç gün geçmişken, bu kanun taslağının ışık hızıyla Meclis gündemine getirilmesi oldukça manidardır.

3. Yasal olarak maden, kentleşme, enerji vb yatırımlar doğayı ne ölçüde tahrip ederse etsin ayrıcalık kazanacak: Yasanın ülkemizdeki koruma çalışmalarının tümünü yönlendirebilecek, korunan alanlar ve/veya biyolojik çeşitlilik üzerindeki tehditleri ve diğer sektörlerle (maden, kentleşme, enerji vb.) arasındaki çatışmalara çözüm getirebilecek bir yasa tasarısı olma yönündeki başlangıçtaki tutumu tümüyle değiştirilmiştir. Ayrıca, yasanın ilk taslağındaki madde sayısının yarı yarıya azaltılmış olması ve tüm belirleyici ve uygulamayla ilgili kritik hükümlerin gelecekte hazırlanacak yönetmeliklere bırakılması, söz konusu yasa tasarısının temel hedefini ve etkinliğini büyük ölçüde zayıflatmaktadır.

Bu 3 temel noktadaki kayıp ülkemizdeki doğa koruma çalışmalarının ve kazanımlarının yok edilmesi anlamına gelmektedir. Tabiat Kanunu İzleme Girişimi;

  1. Doğal yaşama sahip çıkılması için bu yasa taslağının geri çekilmesi ve yeni bir yasa hazırlığının başlatılmasını,
  2. Hazırlık sürecinde doğanın haklarının ve uluslararası taahhütlerin dikkate alınmasını,
  3. Gerek hazırlık ve gerekse uygulama sürecinde sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte hazırlanmasını talep eder.

Ayrıntılı bilgi için:

Hüsrev Özkara, Girişim Sözcüsü

Tel: 0 533 394 47 11 ve 0 554 584 79 09

https://tabiatkanunu.wordpress.com/

tabiatkanunu@gmail.com

Tabiat Kanunu İzleme Girişimine katılan kuruluşlar

  1. Adana Gençlik Birliği Derneği
  2. Bodrum Mavi Yol Girişimi
  3. Boğatepe Çevre ve Yaşam Derneği
  4. Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği
  5. Çevre Ekoloji ve Yaban Yaşamı Destekleme Derneği
  6. Doğa Derneği
  7. Doğa Koruma Merkezi
  8. Doğa Koruma Vakfı
  9. Doğa ve Çevre Vakfı
  10. Doğa ve Çevre Derneği
  11. Doğa ve Yaban Hayatı Koruma Derneği
  12. Doğal Hayatı Koruma Vakfı/ WWF Türkiye
  13. Doğal ve Tarihi Değerleri Koruma Derneği
  14. Doğal Yaşam Derneği
  15. Ege Derneği
  16. Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği
  17. Ekolojik Yaşam Derneği
  18. Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği
  19. Emanetçiler Derneği
  20. Eskişehir Çevre Derneği
  21. Gökova Akyakayı Sevenler Derneği
  22. Greenpeace Akdeniz
  23. GÜMÇED Edremit Körfez Şubesi
  24. Gürsel Tonbul Çiftlik İşletmesi
  25. Halk Kültür Sanat ve Eğitim Derneği
  26. Hayvan Hakları Federasyonu
  27. İklim İçin Gençlik Girişimi
  28. Karadeniz Doğa Koruma Federasyonu
  29. Karadeniz Yazarlar Birliği Derneği
  30. Kirazlı Ekolojik Yaşam Derneği
  31. Kolaylaştırıcı Dernek
  32. Kuş Araştırmaları Derneği
  33. KuzeyDoğa Derneği
  34. Küre Dağları Ekoturizm Derneği
  35. Mezopotamya Doğa Platformu
  36. Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi
  37. Nilüfer Kent Konseyi
  38. Proje Evi
  39. Slow Food Fikir Sahibi Damaklar Hareketi
  40. Slow Food Ankara Birliği
  41. Slow Food Yağmur Böreği Birliği
  42. Sualtı Araştırmaları Derneği
  43. Sürdürülebilir Kırsal ve Kentsel Kalkınma Derneği
  44. Tarımsal Kalkınma Derneği
  45. Toplum Sağlığı Araştırma ve Geliştirme Merkezi Derneği
  46. Türkiye Çevre Koruma ve Yeşillendirme Kurumu
  47. Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı
  48. Türkiye Ormancılık Kooperatifleri Merkez Birliği
  49. Validebağ Gönüllüleri Derneği
  50. Yağcılar ve Demircili Köyleri Çevre Derneği (YADEM)
  51. Yaşam Alanlarını Koruma ve Yaşatma Derneği
  52. Yenişehir Çevre Hareketi
  53. Yeşil Artvin Derneği

s0 �>:n0�P��e-space: normal; widows: 2; word-spacing: 0px; -webkit-text-size-adjust: auto; -webkit-text-stroke-width: 0px; text-align: justify; “>Ayrıntılı bilgi için:

Hüsrev Özkara, Girişim Sözcüsü

Tel: 0 533 394 47 11 ve 0 554 584 79 09

https://tabiatkanunu.wordpress.com/

tabiatkanunu@gmail.com

Tabiat Kanunu İzleme Girişimine katılan kuruluşlar

  1. Adana Gençlik Birliği Derneği
  2. Bodrum Mavi Yol Girişimi
  3. Boğatepe Çevre ve Yaşam Derneği
  4. Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği
  5. Çevre Ekoloji ve Yaban Yaşamı Destekleme Derneği
  6. Doğa Derneği
  7. Doğa Koruma Merkezi
  8. Doğa Koruma Vakfı
  9. Doğa ve Çevre Vakfı
  10. Doğa ve Çevre Derneği
  11. Doğa ve Yaban Hayatı Koruma Derneği
  12. Doğal Hayatı Koruma Vakfı/ WWF Türkiye
  13. Doğal ve Tarihi Değerleri Koruma Derneği
  14. Doğal Yaşam Derneği
  15. Ege Derneği
  16. Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği
  17. Ekolojik Yaşam Derneği
  18. Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği
  19. Emanetçiler Derneği
  20. Eskişehir Çevre Derneği
  21. Gökova Akyakayı Sevenler Derneği
  22. Greenpeace Akdeniz
  23. GÜMÇED Edremit Körfez Şubesi
  24. Gürsel Tonbul Çiftlik İşletmesi
  25. Halk Kültür Sanat ve Eğitim Derneği
  26. Hayvan Hakları Federasyonu
  27. İklim İçin Gençlik Girişimi
  28. Karadeniz Doğa Koruma Federasyonu
  29. Karadeniz Yazarlar Birliği Derneği
  30. Kirazlı Ekolojik Yaşam Derneği
  31. Kolaylaştırıcı Dernek
  32. Kuş Araştırmaları Derneği
  33. KuzeyDoğa Derneği
  34. Küre Dağları Ekoturizm Derneği
  35. Mezopotamya Doğa Platformu
  36. Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi
  37. Nilüfer Kent Konseyi
  38. Proje Evi
  39. Slow Food Fikir Sahibi Damaklar Hareketi
  40. Slow Food Ankara Birliği
  41. Slow Food Yağmur Böreği Birliği
  42. Sualtı Araştırmaları Derneği
  43. Sürdürülebilir Kırsal ve Kentsel Kalkınma Derneği
  44. Tarımsal Kalkınma Derneği
  45. Toplum Sağlığı Araştırma ve Geliştirme Merkezi Derneği
  46. Türkiye Çevre Koruma ve Yeşillendirme Kurumu
  47. Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı
  48. Türkiye Ormancılık Kooperatifleri Merkez Birliği
  49. Validebağ Gönüllüleri Derneği
  50. Yağcılar ve Demircili Köyleri Çevre Derneği (YADEM)
  51. Yaşam Alanlarını Koruma ve Yaşatma Derneği
  52. Yenişehir Çevre Hareketi
  53. Yeşil Artvin Derneği

4 Responses to Basın Duyuruları

  1. Geri bildirim: Yeni tabiat kanununu duydunuz mu? | Yeşilist Blog

  2. Geri bildirim: Çin’de Çevre ve Doğa Değerleri konusundaki Hassasiyet | toprakana.org

  3. Geri bildirim: Müzakere Toplantısında Sandalyeler Boş Kaldı | Tabiat Kanunu İzleme Girişimi

  4. Geri bildirim: Tabiat Kanunu:Yoklamada Sınıfta Kalanlar | yeni

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s